Söz Sanatları Bakımından 'Parçalı Ham' Şiirler, TAMER GÜ

2008-09-23 21:27:00




TAMER GÜLBEK

 

Söz Sanatları Bakımından 'Parçalı Ham' Şiirler

 

 

Ahmet Güntan, Hevesin 18. sayısındaki söyleşisinde Ömer Şişman'a Parçalı Ham ma-nifestosuyla ilgili olarak "kişisel bir manifesto­dur" diyor (s. 59). Buradan şunu anlıyoruz: Bu, takipçi aramayan, yol göstermeyen, davet etmeyen bir manifestodur. Bir akım yaratma iddiasında değildir. Kendi kendine bir mani­festodur sanki. Yalnız, burada akıl karıştırıcı durum şudur: Kişi, kendi kendine verdiği bir bildiriyi neden başkalarıyla da paylaşmak ister? Madem ki bireysel bir iş yapılmaktadır, neden işin kuramsal yönü kendine saklanıp yalnızca şiir yazılmaz? Bu soruların cevabını bulabil­mek için manifestonun bazı maddelerine göz atmamız gerekecek.

 

Parçalı Ham manifestosunun belki de en karakteristik maddeleri, "şiir = şiir değil" denk­lemini destekleyen şu üç maddedir: "Dize kur­ma. Kafiye yapma. Söz sanatlarından sakın." Buradan, manifestonun, 'konvansiyonel' tabir edilen şiirin en temel özelliklerine karşı çıktığı anlaşılıyor. Bu özellikler, ('kafiye'yi de 'ses ve ritim' olarak ele alırsak) neredeyse şiirin tanı­mında bulunan özelliklerdir. Genel teamüllere göre, bunlar şiirin 'olmazsa olmazları'dırlar.

 

Burada, manifestonun "kişisel" olduğu açıkla­masıyla yaratılan alçakgönüllü havaya tezat bir özgüven ve güçlü bir iddia dikkati çekiyor. Ne­redeyse, şiiri baştan tanımlayan, ters-yüz eden bir tavır var ortada. Şiir tarihine bakıldığında, bu üç özelliğin birisinin ya da ikisinin eksik ol­duğu örneklerle tanışmış olmamıza rağmen, hepsinin birden eksik olduğu bir örnekle ilk kez karşılaşacak olmaktan doğan şaşkın bir beklenti içine giriyoruz.

 

Bu noktada, Mehmet Taner'in günümüz şiiri için yaptığı "ikinci Bi­rinci Yeni" tanımlaması aklıma geliyor. Bilin­diği gibi, Birinci Yeni de manifestoyla yola çık­mıştı. Bu sanıyorum denenecek şiirin ana akımdan sapma açısıyla orantılı bir durum. Bi­rinci Yeni de, şiirin söz sanatlarından arındı­rılması gerektiğini öne sürmüştü. Elbette ki Parçalı Ham'la öne sürülen böylesi bir Birinci Yeni'ye geri dönüş değildir. Yine de, sanki, baştan bir manifestoyla yola çıkılmazsa, ortaya çıkan metnin şiir olduğu sorgulanabilir endi­şesi var gibidir her ikisinde de. İşte, meşhur bir anekdot vardır ya, Orhan Veli'yle ilgili, adama anlattıktan sonra şiirde yapacakları dö­nüşümü, kafiyeyi, ölçüyü ve söz sanatlarını kal­dıracaklarını filan, adam durup: "Sen şuna 'şi­iri kaldıracağız' diyeceksin de dilin varmıyor" deyiverir.

 

Yine manifestoyla yola çıkmamış ol­saydı Parçalı Ham şiir, post-modern kuramda­ki 'yazınsal türler arasındaki sınırların belirsizleşmesi' özelliğine binaen: "bu ne şiirdir, ne öyküdür, ne başka bir şey; yalnızca bir 'metin'dir" denmesine müsaade etmiş olacaktı belki de. Öyleyse, yapılmaya çalışılan bir bağ­lam ya da bir arka plan yaratma çabası mıdır? Yine 'meşhur'lardan, Marcel Duchamp'ın pisuvar örneğini anımsarsak, pisuvarı bir sanat eseri olarak algılatan şey, içinde bulunduğu or­tamdı (ya da 'bağlam' veya 'arka plan'dı); yani bir serginin duvarında sergileniyor oluşuydu. Peki, Parçalı Ham manifestosuyla bir arka plan çizilmiş olmasaydı, yapılanın bir 'şiir', ya da bir 'sanat' işi olduğu kavranamayabilir miydi? Bu soruya vereceğim cevap: "Hayır. Bu ya­kmamış olsaydı da, ortaya çıkan işin şiir olduğu anlaşılırdı" olacaktır.

 

 

Parçalı Ham'ı Şiir Yapan Özellikler

Öyleyse, nedir Parçalı Ham metinlerini şiir kategorisine sokan özellikler?

Birincisi, İngilizlerin ‘juxtaposition' dediği özelliktir. Bu terim, iki şeyin yan yana konulmasıyla yaratılan bir tür imalı karşılaştırma veya imalı tezat anlamına gelir. Bazı şairlerin sıkça başvurdukları bir söz sanatı, bir şiirsel tekniktir, İngiliz edebiyatında bilinen en etkileyici örneklerinden birisi Henry Reed'in "Lessons of the War: Naming or Parts" (Savaş Dersleri: Parçaları Tanıyalım) adlı II. Dünya Savaşı sonrası şiiridir (1947). Burada, askeri eğitim için tüfeğin parçalarının öğrenilmesi ve sökülüp takılması anlatılır. Ancak her bir parça tanıtıldıktan hemen sonra, baharın gelişiyle canlanan doğadan da bir ayrıntı verilir çevredeki bir bahçeye bakarak. Uyumsuz gözüken bu yan yana (ya da alt alta) duran unsurlar, belli bir dizenin, şiirin içinde birkaç  kez   tekrar  edilmesiyle   ilişkilendirilir.(Bugün parçaları tanıyacağız" anlamına gelen Today, we have naming of parts" dizesidir bu.)

Juxtaposition, her zaman 'Parçaları Tanıyalımm' şiirindeki kadar büyük bir dramatik et­ti yaratmasa da, 'yazgı', 'rastlantısallık' ve 'kaçınılmazlık' izlenimlerini uyandırma konusun­da oldukça başarılı bir söz sanatı olarak bensenmiştir.

 

Parçalı Ham'a dönersek, her şiirde en az iki şey'in yan yana getirildiğini görürüz. Yan yana konulan şeyler istatistiksel bilgi, sözlük maddeleri, kayıt alıntıları, medya haberleri, diyalog parçaları ve referansları belirli olan imge­ler gibi genellikle somut bilgi kapsamına gire­cek rakamlar ve sözlerdir. Bu 'şey'ler arasında­ki ilinti çoğu zaman, yukarıda da anılan 'rast­lantısallık', 'açık uçluluk' ve hatta 'yazgı' çağrışımlarıyla yüklü biçimde okuyucunun algısına ve bağdaştırma gücüne bırakılır (Bu noktada, manifestonun "Okuyucunun donanımına ihti­yaç duyma" maddesiyle de bir çelişki ortaya çıkmakta gibidir). Bununla birlikte, Reed'in şi­irinde gördüğümüz öbür özellik, Güntan'ın Parçalı Ham şiirlerinde de dikkatimizi çeker: İlgisiz duran unsurları birleştirmede kullanı­lan ve bir nevi harç işlevi gören bu özellik ' tek­rir'dir (Tam bu noktada, şunu vurgulamak ge­rekebilir: Burada yapılan iş, kesinlikle Reed şi­iriyle Güntan şiirini karşılaştırmak değildir. Reed, yalnızca kullanılan söz sanatları bakı­mından örnek olarak kullanılmaktadır).

Parçalı Ham metinlerini şiir kategorisine so­kan ikinci özellik olarak göze çarpan 'tekrir', şi­ir sanatının belki de en temel birleştirici aygıtı­dır. Nedir 'tekrir'? Bir sesin, hecenin, kelime­nin, deyişin, dizenin, kıtanın ya da bir ölçünün yinelenmesidir. Bazen tekrir, ölçüyü veya ritmi destekler ve hatta bunların yerini alır. Tekrir, yaygın olarak belirli bir ölçüsü olmayan serbest nazımda kendini gösterir ve bir dilbilimsel ya­pının tekrarı olan paralelizm ile önemli kelime­lerin ve sözcelerin yinelenmesini içerir. Bu yi­nelenme, okuyucunun serbest vezni nesirden ayırt etmesine hizmet eder. Güntan'ın Parçalı Ham şiirleri incelendiğinde, her şiirde tekrar eden bir kelime, bir cümle, bir söz, bir rakam, ya da bir deyiş mutlaka vardır.


Sonuç olarak, sırf 'juxtaposition' ve 'tekrir' özellikleri bile yazılan metnin şiir olarak değer­lendirilmesine yetmektedir. Yine 'juxtaposition' kavramından yola çıkarak, Parçalı Ham'la ilgili başka birkaç tespitle bitirmek istiyorum lafımı. Her ne kadar yan yana koyma anlayışı bakımın­dan benzeşseler de, Güntan, yukarıda bahsi ge­çen Reed'den oldukça farklı biçimde yapmakta­dır bunu. Güntan'daki yan yana koyma, birbi­rinin tamamlayıcısı olan iki çağrışımı berabe­rinde getirir. Bunlardan ilki, 'buluntu şiir' çağrışımıdır. Parçalı Ham, bir yönüyle, buluntu şi­ir parçalarının bir araya getirilmesinden oluş­makta gibidir. Bunların bir araya getirilmesin­deki anlayışsa, post-modern edebiyatın yordam­larından kabul edilen 'kolaj' yöntemini çağrıştırmaktadır. Bu durum bir yandan 'parçalı ger­çeklik', 'merkezsiz, hakikatsiz, parçalı bir dünya tasavvuru', 'ilkele ve kökene dönüş' gibi post-modern çağrışımları olan bir etki yapsa da, bu kolaycılığa düşmemek gerekiyor. Çünkü, parça­lı da olsa, ham verilerin belli bir merkezin etra­fında toplandıkları hissediliyor. Burada, yine en başa, Güntan'ın manifestosu için yapmış ol­duğu 'kişisel' yorumuna geri dönüyoruz. Yazılagelen şiirden, şiirsellikten, kalıplaşmadan ve harcıâlemden çok sıkılan bir bireyin şiirleri bel­li ki Parçalı Ham şiirler. Manifestosuysa bir bil­diriden çok, başı ve sonu önceden kararlaştırılmış olan bir kitaplık bireysel bir projeye benzi­yor. Bunun doğruluğunu zaman gösterecek. Şi­ir tarihinin 'az sanat' ile 'çok sanat' arasında gi­dip gelen sarkacının daha ne kadar 'az sanat' bölgesinde salınacağı ise ayrı bir merak konusu olarak kalacak okuyucunun zihninde...


0
0
0
Yorum Yaz