SOM TÜRKÇE, mehmet işten
19/10/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
SOM TÜRKÇE*
Vakta Lale demiş ki: Türkçe şiir için uygun bir dil değil
Remzi boş bulunmuş, hayır, demiş, Lale hanım, yanılıyorsunuz
Türkçe şunun şurasında kaç dilden biridir görkemli şiiri olanından
Bana bunu anlatırken yazıklandıydı, hata ettiğini düşünüyordu
Türkçe’nin eylemlere dayalı bir dil olduğunu
Ve dahi mücerred sözcük oranının çok düşük olduğunu
Böyle bir dille yazılan şiirin de eh işte
geldim çocuk düştü rüzgar esti
Olacağını söyledimdi de güldüydük.
Doğruydu, Türkçe şiir için uygun değildi vesselam
Da sonra sonra ayaklarımız suya erdiydi
Türkçe şiir yazmaya uygun olmadığı gibi felsefe yapmaya ve bilim üretmeye de uygun değildi,
yani ki Türkçe medeniyet dili değildi
Ne güzel!...
Türkçenin medeniyet dili olmadığı yönündeki saptama bazı bilim adamlarına küfür gibi geldiği için sürekli Türkçenin ne muhteşem bir dil olduğunu göstermeye çalışıyorlar, Göktürk yazıtlarından örnekler vererek;
Göktürkçe yazılmış Orhun Yazıtları, ayrı ayrı 900 sözcük içermektedir. İlk bakıldığında az gibi görünen bu söz varlığını bir buzdağına benzetilebiliriz. Bu bağlamda, yapıtlarda bulunmayıp da sözlü dilde yaşayan sözcükler vardır. Yazılı olan ayrı ayrı 900 sözcük içinde de birçok soyut ve somut anlamlı, eş anlamlı, çok anlamlı örnekler bulunmaktadır.(…)
Hepsini buraya alamayacağımız diğer örneklerle birlikte Eski Türkçenin çok zengin bir soyut kavramlar dünyasına sahip olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.(…)
Kimi kişilerin veya çevrelerin zaman zaman dile getirdiği bir konu var: “Türkçe yetersiz, yoksul bir dil. Çünkü, en önemli sözcükler Türkçe kökenli değil.” Bilgisizlikten, bilinçsizlikten, aşağılık takıntısından ya da planlı, kasıtlı kimi eylemlerden kaynaklanan bu görüş kesinlikle gerçekleri yansıtmamaktadır.*
Çoğu milliyetçi ve kafatasçı olan bu bilim adamları ellerine tutuşturulan cetvelle ölçerek Türkçeyi diyesiler ki:Türkçe zengindir Fransızca kadar ve Latince kadar.
Çünkü akılları ele geçirilmiş ve mükemmel dil soyutlama yeteneği fazla olan dil hesaba göre. Oysa deseler ya dillerin soyutlamaya yöneldiği an insanın ele geçirildiği andır ve doğal yaşamından koparıldığı. Türkçe en son teslim olandır bir yerde, hatta hâlâ takip edilebilir onların dillerinden medeniyet öncesi insanın yaşamı.
Şiire geri dönersek;
Türkler yaşıyorlardı, sular akıyorlardı, ağaçlar yapraklarını döküyorlardı
Avlanıyordular ve aşık oluyordular
kendi dillerince
Böylesi doğrudan bir millet,
vakıa bir yere yerleşmeleri ferman ile
bile mümkün olmamış idi,
Yazları yaylakta ve kışları kışlakta idiler
benzetmesiz bir millet idiler.
(söz sanatları bakımından ne kadar ‘gelişmiş’se bir dil
bilinir ki özünden o kadar uzaklaşmıştır)
Modern, postmodern, sitüasyonist, durum, felsefi bilmemne…
aramızdaki mesafe na bu kadar olmuş doğal sözle.
Artık yazılmaya çarşıda pazarda dergahta meydanda sahte dille şiir
güneşler batsın öylecene
Yapraklar uçuşsun rüzgarda sadece
- ŞİİR 1-
Çiçekler açar
Solarlar teker teker
Rüzgarla gelir
Kar ya da kelebekler
Sorsan bir taşa
Habersizdir bunlardan
-ŞİİR 2-
Kaplan gülümser
Seni seviyorum der
Sana bir yılan
Kötü insan oluruz
Duydukça yalan
Ve şimdi 2008 çürükleri olarak kirlenmiş akıllarımızla onların yaşamından ve şiirinden zevk alamıyor oluşumuz da ne güzeldi, ve şiirlerinin ‘estetik’ düzeyini aşağı görmemiz ne güzeldi…
Türkçenin şiir dili olmadığı konusunda haklı olan “medeni ölçülerde mistik” Lale hanım sonuçta gene haksızdı ne güzel! Onun batıdan dolaşarak gelmiş oryantalist mistisizminin gelip tıkanacağı yer var idi sonuçta.
Ama gene de övünebilirler bilimum şüreka ….onlar ki böyle zayıf bir dil ve kültür içinde şair olmayı başarmışlardır. Onlar için ne yapsak azdır.
Hahahaha
Ben Yekta, Akçaburgazlı, bunu pek hoş buluyorum!....
- Türkçe ile ilgili makale alıntısı Türkcan Araştırma Öbeği bülteninden
- Şiir 1 ve Şiir 2 Chuck Palahniuk’un Dövüş Kulübü adlı romanından ilginç bir biçimde.
* borgesdefteri.blogspot.com da yayımlanmıştır
________________________________________________________________
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
NÂKIS, mehmet işten
23/8/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
NÂKIS*
-I-
taşı en uzağa atan
kısa çöpü bir seferde bulana dedi ki:
kalbim hep aynı hızla çarpmakta
nihayetinde kol kuvveti benimki
değil baht meselesi
eğlenemedim senin kadar
meselen var mesud ol, aklın tazelensin
en çok
ihtimaller kadar kaybedersin
-II-
kalbin de çapalanması lazım diye düşündü
soluk alması, yenilenmesi
bir yerde iyi ve sakin
bir kadının beklemesi ve evin sıcak oluşu
istediğin zaman şarap içebilmek
ama eksik bir yerde
hancı atlara su verirken
düşündü bunları
-III-
atın üzerinde uyuyan, hancıya dedi ki;
iş mi seninki, beklemek kaplamış gözlerini
yüzünün çizgilerinde can kalmamış
gözlerin nasıl da soluk ve isteksizler
hancı, şarabım var istediğim zaman içebileceğim
dedi. yağmurlarda ıslanmıyorum
işte şu ihtiyar kadın da var
güldü.
ama içini kapladı tüm bir acı
-IV-
Hedefini on ikiden vuran
kısa çöpü bir seferde bulana dedi ki:
sen ne büyük avcıymışsın ki
kaderini hedefledin cesurca
olsaydım senin kadar usta
yay yerine gererdim kendimi
* Sınırda dergisinde yayımlanmıştır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
kano, mehmet işten
17/8/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
kano
gövdem, terası beynim olan apartman boşluğu
herkesin cinayet delillerini sakladığı
sürsün orda bu meşûm hikâye
ısrarlar, geçimsiz yurttaşlıklar
işte orda...onüç yaşında çocukların unutuldukları
herkesten bana sarkan acılar
kana kana öldür beni
toplum dediğin dizboyu ricalar
gerekirse geç gel ya da hiç gelme
ama uğrama bana...karanlık bir jilet taşır tüm uğrayışlar
nedir bu sendeki ben hali
sakın kendi karikatürümü yaptığım
sarılıp ağladığım bir tören olmasın gece
öyle taraf gözlerle bakma bana
yanlış öykülerde doğru kahramanlar
çabuk ölürler
kim bu lacivert şempanzeler
durmadan el çırpan
herkes biliyor
dolunay, bir iklimdir
metamorfoz geçirir çiçekler
içimde kol geziyor bölük bölük incinmişlikler
bu bir gala tek başına izlediğim
tek başına iğrendiğim
bir apolet gibi taşıma omzundaki günah kuşlarını
elveda desen dur değil
şimdi bir ayet gibi anımsa seviştiğimizi
yakıyorum işte sana değen yerlerimi
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
hazırlıklar, mehmet işten
2/8/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
-I-
şehre çıkmak kimi hazırlıklar gerektirir
provalar, planlar, yakalanınca ölebilmeye dair
mevsimine göre değişen ses tonları, adamına göre tikler
renkler, serseri bir yürüyüş en azından
-II-
şehre çıkmak kimi hazırlıklar gerektirir
çalışılmış düşme biçimleri, manalı suslar
replikler, refleksler
kusursuz intiharlar gibi
eve dönmemeyi göze aldıran güçlü gerekçeler
-III-
sokaklara bak...uzun bakışlarını kullan. kısık
pervasız kalbin yüz metreden anlaşılsın
gülme, hepsinin içinde bir çocuk var
hepsi kendiyle barışık
pars
şimdilik dursun içinde
-IV-
nerelerde yatılır soğuk gecelerde, yani şehre rüzgar hangi yönden eser
iklim bilgisi
kimden korkulur, kime belli edilmez korku
hayat bilgisi
resim galerilerine git herkesin hemen kaynaştığı
sinema salonlarına hevesin günahla yarıştığı
bütün bunlara çalış, adımlara, ses tonlarına
uyarla kendini, toparla
kaybetmenin anlamı her dilde bir
dir
şehirde yalnızca kaybedenler öfkelidir,
bilmesinler kaybettiğini de öfkelendiğini de
hepsini kontrol et,
çok inanıyorumlara, anlatabildim milere,
alış
malısın şehrin nihayet
*sınırda dergisinde yayımlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Gece Meleği, mehmet işten
31/7/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
beni sokmamak için bir gömleği ısıran, zehrinden utanan siyah yılan geceye karıştı
tutmak için ne bir istek ne de bir hikaye avunmak için
görmek için ne bir uzaklık ne de bir sözcük açıklamak için
siyahtı, bıraksam hemen yılışırdı ihanet
bıraktım, geceye karıştı
mağrursun,
zarif bir hamleyle büküldün
kanadığın belli bile olmadı
ne bir gerekçe kalmanı gerektirecek
ne bir sitem beni borçlu çıkaracak
gittin
bin gece yetmez şimdi olmazlığına
işte al sana, yaprakları dökülen bir sonbahar, kayıtsız
al sana yürürken aksayan ihtiyar bir dürtü, şiddet
al sana her seferinde sözleri değişen bir şarkı, jim söylüyor
ben gidiyorum, gidiyorum ben
bileceğiz ayrı ayrı, orda ve yalnız
gidiyorum ben
bin gece yetmez şimdi olmazlığına... yeni sözcükler edindim telaştan... işte sen yoksun falan. işte o artık yok falan. işte, orospu yüzüstü bıraktı falan.
işte, gece meleği ben şimdi ne yapayım gibi.
bir anne gibi üstüme başıma çekidüzen verip
harçlık koyan bir baba gibi gizlice cebime
bir arkadaş gibi kötü haberi gizleyen
beni kimselere emanet etmediğini
beni kimselere değişmediğini söyleyerek...gittin
bin gece yetmez şimdi olmazlığına
Uyarı’verdi yönetmen, bir aşk için sanal bellek yetersiz
Uyarı’verdi işportacı, az önce başka birisiyle geçti
Uyarı’verdi barmen, göğsünde jilet yaraları var
Uyarı’verdi bekçi, geç saatlerde yalnız dolaşıyor
saçmasapan, korkak, aptalca, gayrımeşru, öksüz , tek gerçek:
gidebildin.
*esmer dergisinde yayımlanmıştır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
iki kişi için suç müziği, mehmet işten
30/7/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
İKİ KİŞİ İÇİN SUÇ MÜZİĞİ
beğenmeyenler olacaktır ama ben ukala bir ömür çıkardım işte şapkamın içinden
kıvılcımın yangına dönüşme arzusu belki, içimdeki bütün körlere çelme takma isteği
her kadının kokusunu ayrı ayrı duymam, her otobüste kavga çıkarmam belki hep bu
göz altlarımı çizdiğim kemik saplı çakıyı nehre bıraktım
bileğimdeki kaşıntıyla kendini ele veren kanın çağrısını
çocukken dinlediğim bir masalla yatıştırdım
işte bir çentik daha dünyaya upuzun kurt bakışlarımla
size de anlatır belki gecemi üzgünlüklerle dolduran rüzgar
martılara hikayeler anlatarak sakinleşebilen bir adam olacağımı bilmeden sonunda
-hikayeler,akşam oldu mu meyhanelere deniz iklimi taşıyan balıkçılara dair-
ve yaşadığım kentin yaşadığım kent olduğunu duyumsamadığım için
bana oldukça kızan şair arkadaşlarıma kabadayılık taslayarak
ve kolay harcayarak öfkeyle biriktirdiğim her şeyi
yol üstünde sızmış sarhoşların üzerinden sevinçle atlayıp
denizlere koşardım yazılardan korumak için gözlerimi
üzerimi böyle kanser bastığı günler
kaskatı kesilirdim acıdan mı sevinçten mi tam ayrımsayamadan
hikayeler yazardım,
hikayeler; savrulmuş hayatların vesikalık fotoğraflarına dair
beğenmeyenler olacaktır ama ben çocuk düşlerimi sattım büyümemin karşılığında
şehrin tükürdüğü, kentin koynuna aldığı çocukların anlaşılmaz lehçelerinden
bir aksan yaptım kendime
bir aksan... yerli !..bir aksan kusursuzca asi!
konuşmasam o saat yok olacak,bir doksan boyunda, çekik gözlü bir aksan
ve onunla sevdim seni, onunla yazdım sana kimi mahcup şiirlerimi
kimseler bilsin istemedim senle ben arasında gerili, gerilim hatlarında
rüzgarın her dokunuşuyla vınlayan o arkaik şarkıyı kimseler duysun istemedim
sustum yıllarca, koyuldum ve usanıncaya dek kendimden
yoruluncaya dek saklandım yağmacı ilgilerinizden
kentin bütün meydanlarında
bir çentik daha dünyaya upuzun kurt bakışlarımla
hava soğuk, bütün kaldırımlardan yalnız insanların kokusu yayılıyor
kimi yaraları kaşımak için dört tırnağını uzatan adamlar geçiyor yanımdan
sabaha ucuz parfüm kokularını yayan falcı kadınlar
öpüşmenin ilk tadını sokağa yayan çocuklar geçiyor sonra
derken işçiler gözleri kızarmış bir şairle çarpışarak
ve sanki bunu bir işaret sayarak güzel günlere dair
birkaç dizeyle sersemliyorum iyice
hainlerin bile ağlamak için bir omuz bulabildikleri
bir dünya özlemi
yakıyor içimi
*kitap-lık dergisinde yayımlanmıştır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bin yıl sonu için dört kırık şiir, mehmet işten
30/7/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
bin yıl sonu için dört kırık şiir
I.
saçlarını topla lik, alnına bir dövme, bir öpücük
bir soluk su şarkısı, bir eşkıya edası bıraksın tarih
dudaklarını kilitle lik, sözüne mühür
ömrüne ömür katsın sessizlik
hangi milatsa bulalım doğumla başlamayan
hangi çağsa yakalım melali anlamayan
mor şiirleri bırak, hayattan hırsızlık yapanları da
kırlarda çocuğa akordiyon çalan
ihtiyarın gülümsemesine bakakal
şaşırmayı yitirse de herkes sen
diren bin yıllık alışkanlığa
yaklaş bana lik, hala şaşırtabilir bizi
güneşin doğuşuyla batışı arasındaki benzerlik
ömrünü topla lik ve savur küllerini kederlerinin
bak ölüm, kuşları geçiyor
*öteki-siz dergisinde yayımlanmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
gizli kambur, mehmet işten
30/7/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
GİZLİ KAMBUR
çok eski bir gözünü yolda düşürmüş
artık eskisi kadar önemsemiyor ya da
siyasi suçlu olduğunu ispata bağlı onuru
oysa hafif bir araştırmayla
bir kuşun boynunu kopardığı elleriyle
komşu kızın da memelerini okşamaktan suçlu
*çıkın dergisinde yayımlanmıştır
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
bir ayrılığın anatomisi, mehmet işten
15/7/2008 · Kategori: mehmet isten_ siirler
BİR AYRILIĞIN ANATOMİSİ
ismet özel’e, necatigil’e
bakın ben, birçok tuhaf
marifetimin yanısıra
ilginç ödeme yolları bulabilen biriyim
üstüme yoktur ödeme hususunda
sözün gelişi
üyesi olduğunuz forumda bir söyleve ne dersiniz
Bir söylev: Büyük insanlık ideali hakkında
hem böylece yatışır belki mükemmel ve tam
ve ahlaklı, ve zeki, ve karşıdan bakınca kederli
herkesin aşık olacağı kadar erdemli olmaya adanmış ruhunuz
bu denli canhıraş bir müdafaa
bu denli dürüstlük timsali bir adam kuşku çekmiyor değil
yaz ortasında yağmurun yağışı kadar
ruh ve beden, düşünce ve şu bu dalaşıyor birbiriyle
ve tasdik bekleyen ruhu yine çarpıyor kendi duvarlarına
oysa adam nasıl da inanmıştı bu kez başardığına
halim'in dediklerini hatırla: işte şu bu...
ben şu kadar yakışıklıyım, şöyle cennetliğim
kim bu destursuz edalarıyla çıkmamış mıydı ortaya
oysa sonra öğrendikti, komşu kızın memelerini okşadığı elleriyle
bir kuşun boynunu koparmaktan aranıyordu
ah, fotoğrafların arabı
neden daha gerçeksin aslından
ısrarın doğruluk anlamına geldiği bir çağda
bahar vakti, hiç yeri miydi ruhu açmak
bunca çiğ ışık altında
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::
