KANDAHAR
19/12/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V
(..Ben ki yalnız bir adamım evrende
Yalnızlık neydi ki yanında evrenin
Sordum 'yal' nedir yanında evrenin
Hiç bileni çıkmadı, bir bileni, neydi?
Şimdi ağla, ağla! ağla!
Bak sonsuzluğa ve yapışkan kedere
Uzayıp giden kana bak Kan da hara
Usan, bakarken çocuklara ey insan.
Göğün altındayız birlikte, unutma!
Göğün altında ve birlikte, unutma!
Gördüm, bu alçalmışlıkta o şeyi
Ölü minik gövdeler, korku fışkıran
Damarlarından korku fışkıran, düm
Göğün altındaydık birlikte gör düm.
Gülen göz, bakan göz, seven göz,
Gör, akan kanda boğulanı Afgan'da
Kan da! kan da! Kan da har da.! kan
Gördüm göğün altında, bu alçaklıkta
Ağladım yürüdüm, yürüdüm ağladım
Düm lü ağ lü düm lü ağ lü düm lü ağ!
Göğün altındaydık birlikte, ki gördüm
Tanrıları büsbütün unutmuştu onları
Nefes nefese Afgan'da bir ceylan o
Çığlık çığlığa Afgan'da öldürüldü o
Öldürüldü kaç, tım kaç denizine kan
Oradan buzullara, oradan da mağmaya
Daha gideyim istedim daha diplere
Bu yok olası dünyadan daha diplere
toprağın üstündeyiz birlikte, ey gök
Aklımı koru bu yapışkan cinnetten.
Gülen göz, bakan göz, seven göz...
Gör öleni, yok olup gideni Afgan'da
İnci diş, mercan diş, gülen ağız
Hazırla beni tek ve sonsuz gülüşe
Demek ki yalnız insanlarız, öyle mi?
Milyarca yalnız insanız evrende
Kim kime sorsa yalnız bu evrende
Koy bileni çıkmasın yal nedir evrende.)
tuğrul keskin
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
uzakta, turgut uyar
29/10/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V
göç
uzakta. kimsenin ölmediği o yerde
uzakta. Hayvanat Bahçesinde
doğurur kendine aykırı fil
yıkanmaya su dağıtılırdı,
herkes kendi akşamını çıkarırdı karanlıktan
Kargış, o güzel bitki, ona tapardık!..
Kalabalık ölülere, dirilere bölünürdü
uzakta, çok kesilen kağıtlar ülkesinde...
Sular o yanlış kökleri çürütürdü.
ve kimsenin hiç görmediği yerde
onun bir kan tadı idi sesinde
benzin ve banka dağıtılırdı, herkes,
göçen, yerleşen bir şeydeğil
herkes kaçışandı yalnızlıktan
herkes herkesle idi yalnızlıktan...
Kargış, o güzel bitki!
ve sonra duvarları dibinde ölünürdü
ölüm idi kolayca yenen kişiyi
uzakta. Hayvanat Bahçesinde
bir çocuk , bir öyküde, bir düşü yürütürdü.
turgut uyar
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
Sevdadır, Arkadaş Z. Özger
23/10/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V
Sevdadır / Arkadaş Z. Özger Göğü kucaklayıp getirdim sana kokla açılırsın solmuşsun benzin sararmış yorgun bir işçinin yüzüne benziyor yüzün öyle bükük bakma bana çam kolonyası getirdim sana kentli dağlıların haklı sevdasını bolu ormanlarından çarpan bir koku sanki köroğlunun ter kokusu aman kokusu, billah kokusu canlarım, canım benim üzme kendini bu kadar sana umudu öğretmeyenlerin suçu mu var bak yer yüzü ne kadar geniş ne kadar dar Dur akıtma gönlüm yaşını gözünden öpecek bir yer bırak oy bana en yakın bana en uzak sevgili yar Hasretine vur beni Giyecek çamaşır getirdim sana adettir diye değil, sevdim diyedir bağışla, eski biraz bedenim uygundur diye bedenine elimle yıkadım, ütüledim elma ağacında kuruttum Günler sarmal bir yay gibi bunu unutma Bahar annemizin yemenisindeki solgun çiçektir bunu unutma Seni ben her yerinden öperim beni unutma kadere inansaydım sana inanırdım Düşürmem sigaramın ucundaki külü ben öyle kırık bakma bana Caddeler nasıl da genişliyor sana bunu söyleyecektim Bileyli bir makas vardı yanımda sana bunu söyleyecektim Hadi kes büyüyen tırnaklarındaki kiri sana bunu... Oyy nasıl söyleyebilirim deliren sevdamızın kısrak huyunu Elimi tut tuttururlar, o kadarına izin verirler kahreden bir ayrılığın çılgınlığı değil bu Bir isyanın kelepçeleşmiş resmidir parmaklarımız sen içerde Ben dışarda... Oyyy mahpusluk mahpusluk...
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
aşkla sana, arkadaş zekai özger
23/10/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V

Aşkla Sana
alnını
dağ ateşiyle ısıtan
yüzünü
kanla yıkayan dostum
senin
uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
benim kalbimi harmanlayan isyan olsun
şimdi dingin gövdende
uğultuyla büyüyen sessizlik
birgün benim elimde
patlamaya sabırsız mavzer olsun
başını omzuma yasla
göğsümde taşıyayım seni
gövdem gövdene can olsun
söyle bana ey
ölümün açıklayıcı pervanesi
hangi yavru tek başına yiğittir
hangi yangın bir başına söndürülür
ah herkes susuyor
hiçkimse bilmiyor içimin yangınını
ah herkes mi susuyor
kalbimi kalbine bağladığım dostum
ah herkes mi susuyor
kalbi kalbimize benzeyen dostlar
bir çarmıh gibi bırakıyorken kendini dünyaya
hayatın ateş renkli kelebekleri
bir bir tutuluyorken korkunç koleksiyonlar için
ah herkes mi susuyor
bağırsam içimdeki dehşeti
hırsım deler mi toprağı
beni
acısıyla onduran
dostumu
aşkla vurduran hayat
sana
yaşananla harlanan bağrımın sevdasını akıttım
dünyanın yeni baharına
çatlarken kadim güneş
bağrım delinirken fidanların kanıyla
anamın doğurgan karnıdır diye
sevgilimin sütlenecek göğsüdür diye
dostumun üretken gülüdür diye
sana bağlandım
sana sarıldım
beni umutsuz koma
tarihle avutma beni
çünki aşkla sınanmışım sana
sana yangınla, suyla, ateşle
ölümle, yaprakla, şiirle sınanmışım
ey yaşarken kanayan acı
şimşekli gök, tufan, kan fırtınası
uçurum kıyısında hızla büyüyen ot
yapraksız bir ölümün anısı için
körpecik kuzuların derisi için
beni tarihle avutma
umutsuz koma beni
akıtsam deliren sevdamı
köpürür mü hayatı besleyen su
ey benim
yedi başlı kartalım
her başını
bir dağ başlangıcında koyanım
senin
böyle diri bir akarsu gibi kıvrılan gövdendir
bizim aşkımızı solduranların korkusu
çünki elbette bir su
kendi akacağı toprağın sertliğini bilir
ve suyun gövdesiyle yırtılınca toprak
artık ırmak mı ne denir
işte devrim
ona benzer bir akışın hızına denir
yarın ne olur bilirim ben
bahar gelir, otlar büyür
ölüm de yapraklanır
bir dağ bulur uzun uzun bakarım
bir çam ağacı gölgesi
güzel kokular veren
bir damla güneş görünce
sana da gülümseyeceğim yarın
şimdi senin uzanıp yattığın otlarda
yarın yeni bir yeşillik büyüyecek
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
sakalsız bir oğlanın tragedyası, arkadaş zekai özger
23/10/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V
Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası charles chaplin bir savaşta yitirdim sakalımı çıkmazlığın grev sesi umutlarımı vururken yendirdim bıyıklarımı papağan kuşkulara biraz elma şekeriyle kazıdım sakalımı lohusa şerbetiyle kazıdım sakalımı yanaklarım paprika lahmacun ister misiniz al işte sana böyle yüze böyle güz demeyin deseniz de sakal yok ya ucunda bu güz vermedi tarla seneye bıyık kerim ben ettim siz etmeyin sakal veririm size iğne iplik elimde bıyık dikerim size yanaklarım taşlıtarla kurabiye yer misiniz Sayın bayan dursanıza gözünüze kuş kaçmış bu bıyık hiç gitmemiş sesinizin rengine sakalınız uzamış inmiş ta belinize at kuyruğu yapınız ya da örgüleyiniz kedinizin bıyığını usturayla kesiniz yanaklarım bileytaşı ispirto sever misiniz yoksul ve utangaç bir müşteriyim ben sizde güneş bulunur mu biraz/kaktüs alıcam saksılarım yeşersin üç beş bulut verin de çok üşüdü güneşten şizofreni olucak çabuk olun lütfen dikenleri solucak yanaklarım gobi çölü soğuk su içer misiniz yüzüm eski bir artist yaşlandıkça shirley temple elimde bir baş soğan bir baş sarımsak ah ne kadar şakacısınız hiç hamlet oynamadınız mı olmak ya da olmamak bütün sorun bu yanaklarım yul bryner şimşir tarak ister misiniz
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
yaz konçertosu, küçük iskender
19/9/2008 · Kategori: bizi bir araya getiren siirler V
küçük iskender
yaz konçertosu
Yaz
neden hırpalar ki ağustosu
henüz tenleri tütmemiş oğlan çocukları
ağızları nar güzel, gözleri portakal sarı
sahilde
şimdi sahile vurmuş yavru hamsi
gülüşmeleri, hepsi
benden birer ikindi tozu
Hayatı
özetleme gürültüsüyle geçecek ömrümüz
pansiyonlar bütün dolu bütün oteller dolu hep
aslında hiç alışmak istemediğimiz bir sebep
gibi suçuyla, cezasıyla üstümüze kalacak güz
Yaz
neden hırpalar ki ağustosu
özlediği meçhul yolcu için titrerken deniz
çakılın, yosunun, kumun büyük göğünde
şu garip ihtiyarların yorgun cıvıltısı
belki eskiyen bir gövde gibi ıssız, kırılgan
belki çürüyen bir gövde gibi zayıf, sıkılgan
ya da alaturkanın yüzyıllık intikamı
ya da lakerdada limon
rakıda biraz şalgam suyu arzusu
Ne dinlesek bize caz artık
ne dinlesek, giden sevgilide zor ihtimal
alıp sürüklerken kapılıp sürüklendiğimiz ayrılık
ayrılık vakitlerinde sardunyalar sulanmaz
Yaz
neden hırpalar ki ağustosu
biten sonsuz mevsim
resim niyetine çerçevelerken uyumsuzluğu,
ağır, darmadağın istirahatlere çekilir
ağlar ve aşklar,
içimizde yana yana kurur vedanın acı tuzu
Topla sen de valizini durma buralarda
iki satır yürü
sus iki satır iki satır ağlama,
canını bağışlayan yazlardan geçmesini bilmeli
bunu yüce armağan bilmeli insan
sessizliğin heybetiyle dön yine kan kapanına
örtün hüzünle örtün ölgün döngüyle,
başına dikilen
mezartaşından başka sevgili de arama
Yaşanılan o şey, o hayal, o tutku
belli belirsiz bir öğle uykusu
eylül herkeste böyle erken sönen gül ‘iken
Yaz
neden hırpalar ki ağustosu
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
