Başımızdan Geçenler, Levent Yüksel Orhan

1/8/2009 · Kategori: deneme




Veysel’in takkesi bağlamında yeniden gündeme gelen kılık kıyafet tahakkümünü düşünürken aklıma ilk gelen İskilipli Atıf Hoca olmuştur. Şapkaya Frenk Serpuşu dediği için idam edilen bu adam için nurcu-islamcı kesim, konformizmin sularına dümen kırmazdan evvel her yıl anma toplantıları düzenlerler, meşhur gadre uğramışlık duygularını yılın belli bir haftasında bu adam üzerinden beslerlerdi.


Daha ileri ve derhal yetişilmesi gerekli bir dünyaya angaje olmak adına köklü bir değişim niyetiyle gözünü topluma diken her iktidar için kılık kıyafet, yapıp ettiklerinin tamamlayıcısı, mütemmim cüzü, alameti farikası olmuştur. Rus steplerinin ayazında zavallı halkı Fransız külotlu çorapları içinde tir titreten Deli Petro ile fes ve Mahmudu sani hazırlıkları içinde ilk pantolon giydirilip deneme sürüşü için sokağa salınan saray ağasını linçten zor kurtaran ıslahatçı güruh gibi; Kastamonu’da fötr sallayan son gözü kara yenilikçimiz de bir fikrin en sızdırmaz, en kavi kalıp ve koruyucusu olarak kıyafeti görmüştür.

İktidar yerleştirmeye çalıştığı zihniyetin hem teminatı, hem sembolü, hem de bekçisi olarak kıyafeti gördüğü için ona karşı duyulan en ufak bir şüpheyi rejimin bütüne yönelik bir tehdit olarak algılayıp şiddetle karşılık vermiştir. Bu bahsi hem komik hem de acıklı kılan budur. Daha da acıklı olanı ise, tıpkı Said Nursi gibi İskilipli Atıf hocanın da fikrini kendi kıyafetine sararak korumaya çalışmasıdır. Bugün o mağdurdur yarın öteki olacaktır.

Modern dünyanın cennet yakasında kime giydirilir bilinmez, fakat bizde, yani cinnet yakasında insandan gayrı her şeye giydirilir kıyafet. Örtünmek/ısınmak gibi bir ihtiyacı tabii bağlamından koparıp bir zihniyetin gardiyanı kılmak bizi hangi cennete götürmüştür bilmem ama cinnetten beslenen o cennete sonsuza kadar ulaşamayacağımızı biliyor ve diliyorum.

Beygir büzüğü kavuğuna sokunduğu misvakla, sünneti seniyye mucibince amel ettiğini bağıran riyakar 18.y.y. münevveri, tanzimatın sıfır kalıp narçiçeği fesiyle ense güzeli kalem efendisi, Kemalizminse elbette Ahmet Kutsi’sidir. Toplu sünnet şenliklerini Cumhuriyet bayramına denk düşürüp, çükleri kesilirken yoksul halk çocuklarını “ Yaşasın Cumhuriyet “ diye bağırtarak kemalizmin sünneti seniyyesini yerine getirecektir. Rasgele….


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!Arkadasina Gönder!

0 yorum yazilmistir

« Önceki :: Sonraki »